15 Temmuz 2016...
O gece saatler ilerlerken kimsenin ne olacağını bilmediği, herkesin yüreğinin ağzında olduğu saatlerdi.
Yatsı namazını kıldıktan sonra çay ocağına uğradım. Televizyon ekranlarına kilitlenmiş yüzler vardı. Ardından Dörtyol'a yürüdüm. Henüz meydan bomboştu. Eve geçip televizyonu açtım. İstanbul'daki köprü görüntüleri artık bunun bir darbe girişimi olduğunu gösteriyordu.
Hiç düşünmeden bayrağımı aldım ve yeniden meydana indim.
O gece meydanlarda bulunan insanlar, makam için değil, vatan için oradaydı. Kimsenin elinde liste yoktu. Kimse "Beni görün." derdinde değildi. Millet, canı pahasına devletine sahip çıkıyordu.
Fakat gecenin ilerleyen saatlerinde ilginç bir manzaraya hep birlikte şahit olduk.
İlk saatlerde ortalıkta görünmeyenler, tehlike büyük ölçüde geçtikten sonra birer birer ortaya çıkmaya başladı. Kürsüler kuruldu, mikrofonlar uzatıldı. Meydanın gerçek sahipleri sessizce beklerken, sonradan gelenler en önde kahramanlık nutukları attı.
Ne gariptir...
Kurşunların gölgesinde görünmeyenler, kameraların ışığında bir anda en cesur insanlar oluverdi.
Bu millet artık bunu ayırt edecek kadar tecrübelidir.
Çünkü gerçek cesaret, tehlike bittikten sonra konuşmak değil; tehlike devam ederken meydanda durabilmektir.
Tarih boyunca değişmeyen bir gerçek vardır.
Vatan söz konusu olduğunda ilk koşan; işçinin, çiftçinin, esnafın, emeklinin evladıdır.
Şehit olan da odur...
Gazi olan da odur...
Ama kürsüye çıkan, çoğu zaman o değildir.
15 Temmuz'un gerçek kahramanları; isimleri afişlerde yazmayan, konuşma yapmayan, sadece bayrağını alıp meydana koşan adsız insanlardır.
Bugün o geceyi yeniden anlatırken, tarih önünde bir gerçeği de not düşmek gerekir:
Meydana ilk gelenlerle, mikrofona ilk koşanlar aynı insanlar değildi.
Bu söz kimseyi hedef almak için değil, yaşanmış bir gerçeği unutturmamak içindir.
Aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve dualarla anıyor; ahirete irtihal eden gazilerimize Allah'tan rahmet, hayatta olan gazilerimize sağlık ve afiyet diliyorum.
Allah bu millete bir daha böyle ihanet geceleri yaşatmasın. Kıyasettin Çetinkaya