Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Öğretim Görevlisi, aynı zamanda Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Erzincan İl Başkanı Vekili ve Uzman Psikolojik Danışman Zeynep Çiftçi, bağımlılıkla mücadeleye ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
“Bağımlılıkla Mücadele: Sessiz Riskler, Görünür Sorumluluklar” başlığıyla görüşlerini paylaşan Çiftçi, bağımlılığın çoğu zaman fark edilmeden başladığını belirterek, sürecin genellikle “bir şey olmaz” denilen küçük denemelerle derinleştiğine dikkat çekti. Bağımlılığın yalnızca irade zayıflığından kaynaklanmadığını vurgulayan Çiftçi, görülmeyen duygular, yalnızlık ve yetersiz baş etme becerilerinin bu süreci beslediğini ifade etti.
Görüşlerini paylaştığı yazısında Çiftçi şunları kaydetti; "Bağımlılık çoğu zaman fark edilmeden başlar. Bir ekranda, bir odada, bir alışkanlıkta… “Bir şey olmaz” denilen denemeler zamanla derinleşir ve geriye şu soru kalır: Nasıl bu noktaya gelindi? Oysa bağımlılık, çoğu zaman irade zayıflığından değil; görülmeyen duygulardan, yalnızlıktan ve baş etme becerilerinin yeterince gelişmemiş olmasından beslenir.
Bugün çocukları ve gençleri tehdit eden bağımlılık türleri yalnızca maddeyle sınırlı değildir. Dijital bağımlılık, oyun, sosyal medya ve ilişkisel bağımlılıklar da en az madde bağımlılığı kadar ciddi riskler taşımaktadır. Bu nedenle bağımlılıkla mücadeleyi yalnızca yasaklar ve cezalar üzerinden ele almak yetersiz kalır. Asıl ihtiyaç, çocuklara duygularını tanımayı, sınır koymayı ve zorlandıklarında yardım istemeyi öğretmektir.
Bu noktada okullar ve okul psikolojik danışmanları kilit bir rol üstlenir. Okul psikolojik danışmanları, bağımlılıkla mücadelenin yalnızca “kriz anında” devreye giren bir unsur değildir. Aksine, önleyici ve koruyucu ruh sağlığı hizmetlerinin en önemli uygulayıcılarıdır. Öğrencilerin davranışlarındaki küçük değişimleri, içe kapanmayı, akademik düşüşü ve riskli eğilimleri erken dönemde fark edebilen meslek grubudur.
Bağımlılıkla mücadelede en etkili yaklaşım, erken farkındalık ve psiko-eğitim temelli çalışmalardır. Okul psikolojik danışmanları; sınıf içi rehberlik uygulamaları, grup çalışmaları ve bireysel görüşmeler yoluyla öğrencilerin kendilerini tanımalarına ve sağlıklı baş etme becerileri geliştirmelerine destek olur. Bu süreç, aileler ve öğretmenlerle kurulan iş birliğiyle güçlenir; böylece bağımlılık yalnızca bireysel bir sorun olarak değil, çevresel etkenleriyle birlikte ele alınır.
Unutulmamalıdır ki bağımlılık bir anda ortaya çıkmaz. Çoğu zaman “kimse fark etmedi” denilen uzun bir sürecin sonucudur. Bu süreci zamanında görebilecek en güçlü göz ise okulun içindedir. Bu nedenle her okulda nitelikli ve yeterli sayıda psikolojik danışmanın bulunması bir tercih değil, bir zorunluluktur. Eğer bağımlılıkla mücadelede yalnızca sonuçlara değil, nedenlere odaklanan; tedavi eden değil önleyen bir sistem kurmak istiyorsak, okul psikolojik danışmanlarının rolünü güçlendirmek zorundayız.
Bağımlılıkla mücadele, bireysel bir çaba değil; okuldan aileye, toplumdan eğitim politikalarına uzanan bütüncül bir sorumluluktur. Ve bu mücadelenin en sessiz ama en etkili aktörlerinden biri, okul psikolojik danışmanlarıdır.
Bağımlılık bir anda değil, fark edilmeden büyüyen bir sürecin sonucudur."