Erzincan şehir merkezinde araç parkı sorunu, yayaların günlük yaşamını zorlaştıran boyutlara ulaşıyor. Dar sokaklarda, ana yollarda ve özellikle yayaların kullandığı güzergâhlarda gelişigüzel park edilen araçlar nedeniyle vatandaşlar yürümekte güçlük çekiyor. Ana yolların araçlarla doldurulması yetmezmiş gibi kaldırımların da park alanına dönüştürülmesi tepkilere neden oluyor.
Şehir merkezindeki dar sokaklarda araçların yol kenarlarına ve geçiş güzergâhlarına park edilmesi, yayaların hareket alanını ciddi ölçüde kısıtlıyor. Bazı noktalarda kaldırımlarda ilerlemek neredeyse imkânsız hâle gelirken vatandaşlar araçların arasından geçmek veya taşıt yoluna inmek zorunda kalıyor.
Üstelik sorun yalnızca dar sokaklarla sınırlı değil. Ana caddelerde ve meydana kadar uzanan güzergâhlarda da araç parkları dikkat çekiyor. Taşıt yollarındaki park yoğunluğunun yanı sıra kaldırımların da araçlar tarafından işgal edilmesi, yayaların kullanımına ayrılan alanları ortadan kaldırıyor.

Yaşanan duruma tepki gösteren bir vatandaşın, “12 metre genişliğindeki kaldırımda insanları bir metreye mahkûm etmenin adıdır Erzincan” sözleri, sorunun boyutunu ortaya koyan dikkat çekici bir ifade oldu.
Kaldırımlar insanların güvenli ve rahat yürüyebilmesi için ayrılmış kamusal alanlardır. Ancak araçların bu alanları işgal etmesi nedeniyle özellikle yaşlılar, çocuklar, engelliler ve bebek arabasıyla yürüyen aileler büyük güçlük yaşıyor.
Otopark ihtiyacının bulunması anlaşılabilir bir durum olsa da bu ihtiyaç yayaların yürüme hakkının ortadan kaldırılmasıyla çözülemez. Araç sahiplerinin park yeri bulmakta yaşadığı sorun, kaldırımların otopark olarak kullanılmasını haklı göstermez.

Bir şehrin gelişmişliği yalnızca yapılan yollarla, binalarla ve düzenlenen meydanlarla ölçülmez. O şehirde yaşayan insanların kaldırımlarda güvenle yürüyebilmesi de şehir yaşamının önemli göstergelerinden biridir.
Erzincan şehir merkezinde yaşanan bu sorunun çözümü için yaya güzergâhlarının araç işgalinden arındırılması, park kurallarının uygulanması ve denetimlerin artırılması gerekiyor.
Çünkü şehirler otomobillerin değil, insanların yaşam alanlarıdır. Bir şehirde yayalar kendi kaldırımlarında yürüyemiyorsa şehir kültürünün, kamusal alan anlayışının ve yönetim sorumluluğunun mutlaka değişmesi gerekir.





