Ajans Erzincan Medya Merkezi köşe yazarı Gıyasettin Çetinkaya her geçen gün artan zincir market sayısını köşesine taşıdı. Çetinkaya’nın bu haftaki yazısı şöyle;
“Bir ilçede yeni bir eczane açmak isteyen vatandaşın karşısına devletin koyduğu bir nüfus kriteri var.
Çünkü devlet diyor ki:
“Bu ilçenin nüfusu belli. İhtiyaç belli. Eczane sayısı da buna göre belirlenecek.”
Buraya kadar anlaşılabilir.
Peki aynı devlet, mahallelerin ticari hayatı söz konusu olduğunda neden aynı hassasiyeti göstermiyor?
Bugün birçok mahallede aynı cadde üzerinde, birbirine birkaç yüz metre mesafede iki, üç hatta daha fazla zincir market görmek mümkün.
Üstelik bunların arkasında ciddi bir sermaye gücü, toplu satın alma avantajı, merkezi lojistik sistemi ve geniş tedarik ağı bulunuyor.
Karşılarında ise çoğu zaman yıllardır o mahallede ekmeğini kazanan bakkal, manav, kasap ve küçük esnaf var.
Sonra da bu insanlara:
“Rekabet edin.”
diyoruz.
Nasıl rekabet edecek?
Bir mahalle bakkalının yüzlerce mağazası, merkezi satın alma gücü ve devasa lojistik sistemi mi var?
Elbette zincir marketler de ticaretin bir parçasıdır. Vatandaşın uygun fiyata ürün alması da önemlidir.
Ancak mesele zincir marketlerin varlığı değil.
Mesele, plansız ve kontrolsüz yoğunlaşmadır.
Devletin görevi yalnızca büyük sermayenin önünü açmak değildir.
Devlet aynı zamanda küçük esnafın, yerel ticaretin ve mahalle ekonomisinin ayakta kalabileceği bir dengeyi oluşturmak zorundadır.
Eczane açılışında nüfus hesabı yapabiliyorsak, neden zincir marketlerin yoğunluğunda da nüfus, bölgenin ekonomik kapasitesi, mevcut işletme sayısı ve mesafe kriterleri tartışılmasın?
Bir mahallede ihtiyaçtan fazla market açıldığında bunun bedelini sadece bakkal ödemiyor.
Mahallenin ekonomik yapısı değişiyor.
Küçük esnaf kepenk kapatıyor.
Yerel sermaye zayıflıyor.
Para, giderek daha büyük ticari yapılarda yoğunlaşıyor.
Sonra dönüp:
“Mahalle esnafı neden yok oluyor?”
diye soruyoruz.
Peki bu sonuç kendiliğinden mi ortaya çıkıyor?
Hayır.
Bir tarafta nüfusa göre planlanan eczaneler...
Diğer tarafta aynı sokakta peş peşe açılan zincir marketler...
Burada devletin önünde cevaplanması gereken çok basit bir soru var:
Eğer planlama sağlık hizmetlerinde gerekli görülüyorsa, mahalle ekonomisinde neden gereksiz görülsün?
Kimse zincir market kapatılsın demiyor.
Kimse vatandaşa alternatif bırakılmasın demiyor.
Söylenen çok daha basit:
Kurallar herkes için adil olsun.
Büyük sermaye yatırım yapacaksa yapsın.
Ama küçük esnaf da korunabilecek bir ticari ortam bulsun.
Çünkü bakkal sadece ürün satan bir dükkân değildir.
O mahallede yaşayan insanları tanır.
Yaşlısını bilir.
Dar gelirlinin hâlini bilir.
Bazen veresiye verir.
Bazen çocuğun eksik parasını tamamlar.
Kısacası mahalle ekonomisinin bir parçasıdır.
Devletin görevi birini diğerine tercih etmek değil; rekabetin gerçekten adil olacağı şartları oluşturmaktır.
Bugün sorulması gereken soru şudur:
Eczaneye nüfus hesabı yapan devlet, zincir markete neden aynı hesabı yapmıyor?
Bu soruya verilecek cevap, yalnızca marketlerin geleceğini değil, mahalle esnafının geleceğini de ilgilendiriyor.
Çünkü küçük esnaf bir kez yok olduğunda, yerine yenisini koymak sanıldığı kadar kolay değildir.”





