Cumhuriyet Halk Partisi Erzincan İl Başkanlığı’nda düzenlenen ve partililer ile vatandaşların yoğun katılım gösterdiği basın toplantısında, Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül ile İl Başkanı Cevdet Ersoy gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Milletvekili Mustafa Sarıgül, konuşmasında Ekrem İmamoğlu’na yönelik sürece değinerek, İmamoğlu’nun Erzincan ziyaretini hatırlattı ve vatandaşların gösterdiği ilgiyi vurguladı.

Milletvekili Sarıgül şunları kaydetti; “Tutuklu olan hak, hukuk, adalettir” Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanı adayı olmasın diye diplomasını iptal ettiler, yetmedi hapse attılar. Ekrem Başkanı Silivri’de hep ziyaret ettim, her çıkışta şunu söyledim: Burada tutuklu bulunan, İmamoğlu değil, halkın iradesidir, seçme ve seçilme hakkıdır. Hak, hukuk, adalettir. Sarıgül, CHP’nin son 1 yıldır, bir asırlık tarihinde görülmemiş saldırılarla karşı karşıya kaldığını belirtti ve şöyle devam etti: “Bütün saldırılara rağmen CHP, Türkiye’nin en güçlü partisidir” Bütün bu saldırılara rağmen CHP, Türkiye’nin en güçlü partisidir. Gücünü haklılığından ve halktan almaktadır. Bu saldırıları başlatanlar şunu unuttular. CHP, otel lobilerinde değil savaş meydanlarında kuruldu CHP, yüzyıldır oyunları boza boza geliyor. Çünkü CHP, kendi derdine düşenlerin değil derdi Türkiye olanların partisidir. CHP milletvekilleri ve parti örgütünün sokaklarda, çarşıda, pazarda ve meydanlarda olduğunu, sokakların ve meydanların CHP iktidarını müjdelediğini söyleyen Sarıgül, basın toplantısını şu sözlerle bitirdi: “Türkiye'yi varlığa, berekete, adalete ve huzura kavuşturacağız” Çoğu gitti azı kaldı, gece bitti şafak söktü. İlk seçimde iktidar olacağız. Tarlada, fabrikada üretim, kamuda dürüst yönetim ilkesiyle çalışacağız. Devlette liyakat ve adaletten ayrılmayacağız. Edirne’den Kars’a kadar bir demokrasi sofrası kuracağız. Zengin ve bereketli bir vatan sofrası kuracağız. Türkiye'yi varlığa, berekete, adalete ve huzura kavuşturacağız."

Ardından bir konuşma yapan CHP Erzincan İl Başkanı Cevdet Ersoy açıklamasında şu ifadelere yer verdi; " Cumhuriyet Halk Partisi, umudun, azmin, adil ve demokratik bir Türkiye’ye olan inancının partisi olarak büyük bir mücadele vermeye devam etmektedir. Bu mücadele adaletsizliğe karşı hukuku, yalana karşı gerçeği ve seçimlerde yenilmekten korktukları için darbe yapmaya çalışanlara karşı millet iradesini savunmanın mücadelesidir. Cumhuriyet Halk Partisi, 2019 yılında Ankara ve İstanbul dâhil olmak üzere ülkemizin birçok büyükşehir belediyesini yönetmeye hak kazanmış, 2024 yerel seçimlerinde bu başarısını katlamış, Türkiye’nin birinci partisi olmuştur. 6 Mayıs 2019’da yine yalan, iftira ve hukuk mühendisliğiyle İstanbul seçimlerini iptal edenler, Cumhuriyet Halk Partisi’nin yürüyüşünü durdurmak için bu tarihten itibaren sürekli yargı tacizleri ve siyasetin emriyle düzenlenen yargı süreçlerini uygulamaya koymuştur. Belediyelerimizin önüne idari ve mali engeller konulmuş, fakat halkçılığın kaleleri haline gelen belediyelerimiz bütün imkânlarıyla millete hizmete koşmuştur. Karalamalar, iftiralar ve kumpaslarla yıpratmaya çalıştıkları CHP belediyeciliği, kötü söze kulak asmamış, milletin gözündeki umuda layık olabilmek için var gücüyle çalışmıştır. Milletin teveccühüne layık olmak, Türkiye’yi içine düşürüldüğü ekonomik kriz, adaletsizlik ve siyasi istikrarsızlıktan kurtarmak için iktidara yürüyen partimiz, bu yolda çok önemli bir adım atmış ve “önce CHP’de, sonra Türkiye’de değişim” yolunu açmıştır. Değişim yolunun ilk zaferi olan 2024 yerel seçimlerinde milletimiz, Cumhuriyet Halk Partisi’ni Türkiye’nin birinci partisi mertebesine yükseltmiş ve iktidara güçlü bir uyarıda bulunmuştur. Fakat ne yazık ki bugün gelinen noktada, milletin uyarılarını dinleyen değil, onları susturmaya çalışan bir yapıyla karşı karşıyayız. Partimizin ön seçimlerinde 15,5 milyon insanımızın iradesiyle Cumhurbaşkanı adayımız olan Sayın Ekrem İmamoğlu ve beraberindeki birçok seçilmiş belediye başkanımız, partili yol arkadaşlarımız ve çalışma arkadaşlarımız hukuksuza kurgulanan bir muhalefeti yok etme kumpası sebebiyle bugün cezaevlerindedir. Milletin yürüyüşünden, CHP’nin mücadelesinden, Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu’nun halktaki karşılığından çekinenler; başlığı Ekrem İmamoğlu’nu hapse atmak, içeriği CHP’yi durdurmak, özü ise millete karşı başkaldırmak olan operasyonlar silsilesi ile darbe girişimi niteliğinde bir garabeti Türkiye’ye yaşatmıştır. Aylar boyunca medyada asılsız iddialarla karalama kampanyaları yapılmış, dava kapsamında tutuklu olan bazı kişiler tehdit ve şantaj ile iftiracı olmaya zorlanmış, “görmüştüm, duymuştum”, şeklindeki ifadelerle delilden yoksun bir iddianame oluşturulmuştur. Bu kumpas, yalan ve iftira sürecini yürüten kişiye ödül olarak bu devletin Adalet Bakanlığı makamı verilmiş, adalet ve kamu düzeni yerle bir edilmiştir. Milletin ve muhalefetin bu hukuksuzluğa dair sorularına ve sorgulamalarına hiçbir iktidar mensubu cevap verememiş, “yaptım, oldu” zihniyetiyle Cumhuriyet’i kuran partiyi durdurabileceklerini zannetmişlerdir. 9 Mart’tan beri devam eden duruşmalarda ise asıl niyetin adil bir yargılama yapmak değil, milletin Cumhurbaşkanlığı görevini tevdi etmek için gün saydığı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun gelişini geciktirmek, suyu bulandırmak ve algı oluşturmak olduğunu tüm Türkiye görmüştür. Türkiye için artık buradan geri dönüş yoktur. Milletten korkanlar kaybedecek, millete koşanlar kazanacaktır. Biz bugün geldiğimiz noktada, dünden bile daha cesur, daha çalışkan ve daha umutluyuz. Hukuka aykırı olarak düzenlenen CHP’yi durdurma, muhalefeti yok etme ve Sayın Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığını engelleme kumpasına karşı canla başla mücadele etmeye devam edeceğiz. İktidara hazırlığımızı hız kesmeden sürdürecek, milletin dertlerine, devletin ihtiyaçlarına ve geleceğimiz için yapmamız gerekenlere var gücümüzle odaklanarak milletin iktidarının yolunu açacağız. Durmayacağız, susmayacağız, bir an bile yorulmayacağız! Yalan ve iftirayla nice vatan evladını ailesinden uzak, özgürlüğünden mahrum bırakanların kumpasına karşı hukukun ve gerçeklerin yanında duracağız. Türkiye’ye sürekli olarak kaos, kriz ve istikrarsızlık yaşatanları durduracağız. Halkın iradesiyle belirlenen iktidarı kuracağız. Adaleti, demokrasiyi ve bizlere Atatürk’ün emaneti Cumhuriyeti son nefesimizi verene kadar koruyacağız!"





