Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde bulunan asırlık su değirmeni, geçmişten günümüze uzanan üretim geleneğini yaşatmaya devam ediyor. Yüzyıllardır suyun gücüyle dönen değirmen taşları, buğdayı una dönüştürürken bölgenin kültürel mirasına da tanıklık ediyor.

Anadolu’nun kırsal mimari mirasında önemli bir yere sahip olan su değirmenleri, geçmişte yalnızca tahılların öğütüldüğü üretim alanları olarak değil, aynı zamanda sosyal yaşamın da önemli merkezleri olarak kullanılıyordu. İnsanların bir araya geldiği, sohbet ettiği, alışveriş yaptığı bu mekânlar; türküler, maniler, halk inanışları ve yöresel anlatılarla kültürel hayatın bir parçası hâline geliyordu.

Kemaliye’de bulunan su değirmeni de bu geleneğin günümüze ulaşan örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor. Büyük ölçüde özgün mimari yapısını koruyan değirmen, ilçede ve Erzincan genelinde işlevini sürdüren son su değirmeni olması bakımından ayrı bir önem taşıyor. Doğal su kaynaklarının gücüyle çalışan sistem, geleneksel üretim yöntemlerinin hâlâ yaşatılabileceğini gösteriyor.

Yüzyıllardır aynı ritimle dönen değirmen taşları, yalnızca un üretmiyor; aynı zamanda geçmişin yaşam biçimini, üretim kültürünü ve ustalık geleneğini de geleceğe taşıyor. Eğin yöresinin tarihî ve kültürel dokusuyla bütünleşen değirmen, korunması ve tanıtılması gereken önemli bir kırsal kültür mirası olarak öne çıkıyor.

Değirmenin çevresinde yapılabilecek düzenlemeler ve turizme yönelik çalışmalarla bu tarihî yapının daha fazla ziyaretçiye tanıtılabileceği değerlendiriliyor. İşlevini koruyarak günümüze ulaşan Kemaliye su değirmeni, geçmişle bugün arasında kurduğu bağla ilçenin kültürel zenginliğine katkı sunmayı sürdürüyor.

Eğinlilerin gurbete gitse de memleketiyle bağını koparmadığını anlatan eski bir söz ise değirmenin hikâyesine ayrı bir anlam katıyor:

“Eğinli gurbete un gibi savrulur, değirmen gibi hep memleketini öğütür.”

Kaynak: Muhammed Enes Sarıçiçek