Ülke ve Erzincan gündemine ilişkin kaleme aldığı makaleler ve yaptığı analizlerle geniş bir okuyucu kitlesi tarafından takip edilen Gıyasettin Çetinkaya, ekim ayı enflasyon verileri üzerinden vatandaşın yaşadığı ekonomik sıkıntıları gündeme taşıdı.

Çetinkaya yazısında şunları kaydetti: "Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı ekim ayı enflasyon rakamlarını görünce insan ister istemez kendine şu soruyu soruyor: TÜİK'in açıkladığı rakamlarla vatandaşın yaşadığı hayat aynı ülkede mi?

Bir tarafta istatistikler, diğer tarafta pazar filesini doldurmakta zorlanan vatandaş…

Bir tarafta açıklanan enflasyon oranları, diğer tarafta market raflarında her hafta değişen fiyat etiketleri…

Vatandaşın hesabı çok basit: Aldığı maaş belli, ödediği kira belli, mutfak masrafı belli. Ancak ayın sonunu getirmek her geçen gün biraz daha zorlaşıyor.

Açıkçası TÜİK'i Erzincan'a davet ediyorum. Gelsin, birlikte pazara çıkalım, markete gidelim. Bir alışveriş sepeti dolduralım. Temel ihtiyaçlarımızı alalım ve kasada ne kadar ödeme yaptığımıza birlikte bakalım.

Belki o zaman açıklanan rakamlarla vatandaşın yaşadığı gerçekler arasındaki mesafeyi daha iyi görürüz.

Elbette istatistikler önemlidir. Ancak istatistiklerin asıl anlamı, vatandaşın hayatına ne kadar karşılık geldiğiyle ölçülür.

Unutulmamalıdır ki enflasyon, yalnızca rakamlardan ibaret değildir. Enflasyon; boşalan pazar filesi, küçülen alışveriş sepeti, ertelenen ihtiyaçlar ve ay sonunu bekleyen vatandaşın geçim mücadelesidir.

Bizim derdimiz TÜİK'i eleştirmek olsun diye eleştirmek değil; vatandaşın yaşadığı ekonomik gerçeklerin bütün açıklığıyla görülmesini istemektir.

Çünkü vatandaşın mutfağındaki yangını görmeden, o yangının sıcaklığını ölçmek mümkün değildir."

Kaynak: Muhammed Enes Sarıçiçek