Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Didem Aslan, yenidoğan topuk kanı taramasının önemi hakkında bilgilendirmelerde bulundu.
Uzm. Dr. Aslan, yenidoğan tarama programının bebeklerde henüz belirti vermeyen bazı kalıtsal ve metabolik hastalıkların erken dönemde tespit edilmesini amaçlayan önemli bir koruyucu sağlık hizmeti olduğunu belirtti.
Topuk kanı örneğinin doğumdan sonra genellikle 24 ila 48 saat içerisinde bebeğin topuğundan alınan birkaç damla kanın özel filtre kağıdına emdirilmesiyle elde edildiğini ifade eden Aslan, bu yöntemin güvenli olduğunu ve bebeğe kalıcı bir zarar vermediğini söyledi.
Türkiye’de uygulanan yenidoğan tarama programı kapsamında başta Fenilketonüri (PKU) olmak üzere Konjenital Hipotiroidi, Biyotinidaz Eksikliği, Kistik Fibrozis, Konjenital Adrenal Hiperplazi ve Spinal Musküler Atrofi (SMA) gibi önemli hastalıkların tarandığını kaydeden Aslan, erken tanının tedavi başarısında kritik rol oynadığına dikkat çekti.
Fenilketonüri gibi bazı hastalıkların doğumda herhangi bir belirti göstermeyebildiğini vurgulayan Uzm. Dr. Didem Aslan, zamanında tanı konulup tedaviye başlanmadığı takdirde çocuklarda gelişim geriliği ve çeşitli sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceğini belirtti.
Topuk kanı taramasının bir tanı testi değil, risk taşıyan bebekleri erken dönemde belirlemeyi amaçlayan bir tarama testi olduğunu ifade eden Aslan, birkaç damla kan sayesinde çocukların yaşam boyu karşılaşabileceği ciddi sağlık sorunlarının önüne geçilebildiğini söyledi.
Uzm. Dr. Aslan, ailelerin yenidoğan tarama programına gereken önemi vermesi gerektiğini belirterek, topuk kanı uygulamasının çocuk sağlığının korunmasında vazgeçilmez bir yere sahip olduğunu sözlerine ekledi.





