Yeniden Refah Partisi Erzincan Siyasi İşler Başkanı Av. Zübeyir Yıldırım Milli Tarım Seferberliği, Çiftçi Destekleri ve Üretim Planlaması hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

“Önce Tarım, Önce Çiftçi, Önce Üretim: Erzincan Ovası Geçici Pansumanla Değil, Milli Tarım Hamlesiyle Şahlanmalıdır!” diyen Yıldırım açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “Bugün dünyada yaşanan enerji krizleri ve komşumuz İran merkezli belirsizlikler, bizlere bir gerçeği sarsılmaz bir şekilde hatırlatmıştır: Tarımı ihmal eden, geleceğini imha eder. Anadolu’nun kadim tarihinden bu yana, bu aziz milletin en büyük gücü ve sarsılmaz kalesi daima Tarım olmuştur. Selçuklu’ dan Osmanlı’ya, Cumhuriyet’in kuruluşundan bugüne kadar Üretim; sadece bir ekonomik faaliyet değil, milli bağımsızlığımızın en büyük teminatı kabul edilmiştir.

“Çiftçimiz Yarınını Güvenle Görmelidir”

Erzincan ovasında ter döken Hasan amcamızın en büyük ihtiyacı, yarınını güvenle görebilmektir. Akaryakıt fiyatlarındaki artışı "Eşel Mobil" gibi geçici vergi ayarlamalarıyla baskılamak, kısa vadede bir nefes payı sağlasa da Tarımın yapısal sorunlarına köklü bir çözüm sunmamaktadır. Dünyadaki her krizde, petrolün her varil artışında Çiftçimizin "Acaba yarın mazot kaç lira olacak?" endişesiyle traktörüne bakması, sürdürülebilir bir Üretim modeli değildir.

“Tarım, Stratejik Bir Milli Güvenlik Meselesi Olarak Görülmelidir”

Genel Başkan Yardımcımız Sayın Suat Kılıç’ın da her platformda önemle ifade ettiği üzere; bir ülkenin karnı dışarıdan doyuyorsa, o ülke tam bağımsız sayılamaz. Bu sebeple:

* ⁠• Tarım; günübirlik tedbirlerle değil, devletin Üreticiyi her türlü küresel dalgalanmaya karşı bir zırh gibi koruduğu sarsılmaz bir modelle yönetilmelidir.

* ⁠• Tarımsal mazot, gübre ve tohum desteği bir lütuf değil, milli bir görev olarak telakki edilmelidir.

* ⁠• Çiftçimiz, dünya piyasalarındaki fiyat fırtınalarına karşı tek başına bırakılmamalı; devletin koruyucu şemsiyesi altına alınmalıdır.

Erzincan’ın Bereketli Yarınları İçin Planlı Üretim

Erzincan; tulum peyniriyle, şeker pancarıyla, cimin üzümüyle, tahılıyla ve bereketli ovalarıyla Türkiye’nin Tarım lokomotifi olmalıdır. Bu ise ancak Çiftçinin maliyet yükü altında ezilmediği, Üretimin yıllar öncesinden planlanabildiği bir sistemle mümkündür.

Devlet ve milli görüş neferleri sorumluluğuyla ifade ediyoruz: Geçici rahatlamalar yerine, toprağı yeniden bereketlendirecek kalıcı Tarım reformları hayata geçirilmelidir. Milli Görüş geleneğinin vakar ve ciddiyetiyle; her zaman memleket hayrına olanın yanında durmaya, Tarımın, Çiftçinin ve Üretimin gür sesi olmaya devam edeceğiz.”