Özel Eğitim Kurumları Konfederasyonu Başkanı Yunus Kılıç, eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinin sınırlandırılmasına yönelik uygulamalara ilişkin bir basın açıklaması yaparak, tasarruf tedbirleri gerekçe gösterilerek hayata geçirilen düzenlemelere tepki gösterdi.

Yunus Kılıç açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri, Türkiye’nin en hassas ve en fazla sorumluluk gerektiren alanlarından birinde, özel gereksinimli bireylerin hayata tutunabilmesi için yıllardır büyük bir özveriyle hizmet vermektedir. Bu merkezler yalnızca birer kurum değil; binlerce çocuğun, ailenin ve emekçinin umududur.

Ancak üzülerek ifade etmek isteriz ki; artan maliyetler, yetersiz ücret politikaları, süreklilik arz eden belirsizlikler ve tasarruf tedbirleri gerekçe gösterilerek yapılan uygulamalar, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerini sürdürülemez bir noktaya taşımıştır. Bugün birçok kurum ayakta kalma mücadelesi verirken, bu durum doğrudan hizmet kalitesini ve özel gereksinimli bireylerin eğitim hakkını tehdit eder hâle gelmiştir.

Özel eğitim, ertelenebilecek ya da tasarruf edilebilecek bir alan değildir. Bu alanda yapılacak her gecikme, her eksik düzenleme; telafisi mümkün olmayan bireysel ve toplumsal kayıplara yol açmaktadır. Özel eğitimi bir gider kalemi olarak görmek, sahada verilen emeği ve üstlenilen ağır sorumluluğu yok saymak anlamına gelmektedir.

Bu süreçte en büyük yük; fedakârca görev yapan öğretmenlerimizin, idarecilerimizin ve tüm çalışanlarımızın omuzlarındadır. Kurumlarımız ekonomik olarak zorlanırken, nitelikli personelin korunması ve hizmetin devamlılığı her geçen gün daha da güçleşmektedir.

Buradan Millî Eğitim Bakanlığımıza ve ilgili tüm kamu kurumlarına açık bir çağrıda bulunuyoruz: Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin yaşadığı sorunlar ertelenmeden, geçici çözümlerle oyalanmadan, kalıcı ve adil düzenlemelerle ele alınmalıdır. Sektör temsilcileriyle istişare edilerek, sahadaki gerçekler dikkate alınmalı; özel gereksinimli bireylerin eğitimi siyasetin ve bütçe kısıtlarının gölgesinde bırakılmamalıdır.

Bizler bu alanı bir ticaret değil, bir vicdan ve sorumluluk meselesi olarak görüyoruz. Kurumlarımızı ayakta tutma mücadelemiz, aynı zamanda çocuklarımızın ve ailelerinin geleceğine sahip çıkma mücadelesidir.

Kamuoyunun da bilmesini isteriz ki; özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ayakta kalamazsa, kaybeden yalnızca kurumlar değil, toplumun tamamı olacaktır.

Bu nedenle bugün her zamankinden daha fazla birliğe, sağduyuya ve ortak akla ihtiyaç vardır. Özel eğitimin geleceği için sorumluluk almaya, çözüm üretmeye ve birlikte hareket etmeye hazırız.”